Yeni üyelik     Şifremi unuttum  
     
 
 
    İĞNEADA
Temmuz 2007, Kırklareli - İğneada
    Bu gezi notu, 22.10.2008 tarihinde yazılmış, 14 gezgin tarafından görüntülenmiş ve 6 oyla 244 puan almıştır.
   
  Tavsiyeler

 

» Fotoğraf makinesi, yedek hafıza kartları, dürbün, sırt çantası, rahat yürüyüş ayakkabıları, olta, tercih edenler için kamp çadırı, balık için mangal !

» Deniz için gerekli bütün herşeyi alın ( mayo, deniz botu, deniz topu,güneş kremleri...vb )

» Yörede göler çok olduğu için sivrisinekler kaçınılmaz olabiliyor. Sinek kovucu sprey ve kremler belde marketlerinde bulunabilir.

 
       
   
 
Dincher39   3518 puanla 4. sırada
9 gezi notu, 108 fotoğraf ve 12 yorum ekledi.
       
 
  Gezi öyküsü
             
   

İĞNEADA

İğneada, il merkezi Kırklareli’ye 97 km., ilçe merkezi Demirköy’e 25km. mesafede, şirin mütevazi bir balıkçı beldesidir. Türkiye’nin Karadeniz kıyısında, batıdaki en son liman beldesidir aynı zamanda…

İstanbul tarafından, yahut Trakya’nın diğer iç kesimlerinden buraya gelecekseniz birkaç alternatif güzergah belirleyebilirsiniz. Çerkezköy-Saray-Vize üzerinden gelebildiğiniz gibi, Pınarhisar üzerinden de gelebilirsiniz. Fakat, Poyralı Köy sapağına gelene kadar nereye gittiğinize dair bir fikriniz oluşmayabilir. Ta ki resimdeki yol tabelalarını görene kadar.

Tabelalara uyup yola girersiniz. Derin bir vadi boyunca İslambeyli Köyü’ne doğru ilerlerken Istırancalar tüm güzelliği ile karşınıza dikilir. Çoğunuzu – hele ki ilk defa İğneada’ya gidiyorsanız – derin bir sıkıntı kaplayabilir. “ Daha gelmedik mi, çok var mı ? “ diyenleri duyar gibiyiz. Kötü haber ! Daha yeni başlıyoruz ! Ama iyi haber, şimdiye kadar yolun en sıkıcı tarafını gördünüz. Oysa şimdi en zevkli tarafı başlıyor !

İslambeyli’ye yaklaşırken sanki Istırancalar da sizin üzerinize doğru yürür. Dağlar gözünüzü korkutmaya başlar adeta. İslambeyli de aracınızı ve yakıtınızı gözden geçirin. Zira Demirköy’e kadar bunu yapma şansınız olmayabilir. Veee…lütfen aracınızı dikkatli kullanın !

Yeniceköy ile birlikte tırmanmaya başlarsınız. Demirköy’e kadar bir başka yerleşim yeri görmeyeceksiniz. Orman kuşağı bu köyle birlikte başlar. Envai çeşit ağaçla bezeli, serin ve derin yeşil bir orman bazen güneşi görmenizi bile güçleştirecektir. İşte başladık !

Güzellik suyuna varınca – anlarsınız zaten, başında en fazla kalabalığı gördüğünüz çeşmedir – muhakkak kısa bir mola verin. Suyundan için, güzelsinizdir ama çok daha güzel olacaksınız, emin olun ! İç güzelliğidir güzellik ya, dağların bağrından kopan bu su ile tazeleyin içinizi. Ormana karşı derin bir nefes alın ciğerlerinize, ve bu kadar yol gelmeye değecek nasıl bir yer olabilir ki İğneada diye düşünmeye devam da edebilirsiniz öte yandan.

Bahar ve yaz ayları bu ormanın en güzel zamanlarıdır. Her bir taraftan kendine yol bulmuş akan irili ufaklı kaynak suları adeta fışkırır bu dağın bağrından. Kimisinin boynuna bir kurna vurulmuş, bir çeşmeye dönüştürülmüştür. Güzellik Çeşmesi, Haydut Çeşmesi…daha niceleri...

Ha, bu arada İstanbul’lu misafirlerimiz. Sizlerin de suyu bu dağlardan evlerinize kadar ulaşıyor, bunu biliyor muydunuz ? Öylesine cömertkardır bu doğa. Hem de Bizanstan beri İstanbul’a su buradan giderolmuş. Vize’den İstanbul’a kadar uzanan antik su yolu hala çoğu yerde ayakta kalmayı başarmıştır.

Sonbahar mevsiminde ise başlıbaşına bir renk cümbüşüne ev sahipliği yapar bu orman. Sarıdan bakır rengine, kızıldan kahverengiye kadar bir suluboya tablo gibidir.Çarpılırsınız adeta ! Şansınız varsa ve mevsiminde gelmişseniz meşhur mis kokulu dağ çileklerinden toplayabilirsiniz. Yol boyunca gözünüzü ayırmadan dikkatle bakmanız gerekir. Ama bulamadıysanız, mevsiminde olmasa bile Demirköy’ün hemen çıkışındaki tabelalara dikkat edin. Size istediğinizi verebilir.

“ Yediveren dağ çileği bulunur ! “

Bu engin ormanın içinde Demirköy’e yaklaştığınızı ancak yol tabelaları size söyler. Yoksa birçok gözden kendini öyle bir saklar ki Demirköy, siz bile şaşırırsınız. Dağların kucağında, kendisi de yüksekçe bir tepenin üzerine kurulmuştur Demirköy. Derin bir yalnızlık, unutulmuşluk hissiyle bekler misafirlerini. Ne var ki, Demirköy’lü çok ahde vafalıdır, hiç yalnız bırakmaz ilçesini.

İğneada’ya 25 km. yolunuz kaldı. Dediğimiz gibi Demirköy çıkışında yediveren çileklerinin izini sürün. Vaktiyle bu ilçe “çileği” ile anılır ve bir yerel festivale ev sahipliği yapardı. Ve, lütfen Demirköy’den sonraki ilk 8-10 km. yolda dikkatli olun. Zira, ağaç işleme ve toplama yerlerine raslayacaksınız. Yola çok yakın istiflenmiş büyük ağaç tomrukları, ne olur ne olmaz dedirtebilir sizlere ? Ve Demirköy’den itibaren artık denize doğru indiğinizi hissedersiniz. Yemyeşil ormanın yanında düzlükler ve irili ufaklı çayırlar da artmaya başlar.

Ve İğneada !

İğneada birden, deniz birden çıkar karşınıza.

Ve birden çarpılırsınız, ola ki !

Neden Karadeniz demişler ki?

Mavi, derin bir mavi gözünüzün önünde uzanan oysa…Yoksa ormanın yeşili gözlerinizi o denli yordu da, mavi o yüzden mi bu kadar davetkar geliyor dersiniz ?

İğneada, Kırklareli ve Trakya’lının haftasonu konaklama ve sayfiye yeri olagelmiştir yıllardır. Fakat son yıllarda İstanbul ve civarından önemli sayıda yerli gezginciyi de ağırlamaktadır. Hesaplı konaklama yerleri bulabilmeniz çok mümkün. Özellikle aile pansiyonculuğu son yıllarda gelişme göstermiştir. Aşağıda vereceğimiz ilçenin web adresi üzerinden konaklama yerleri ile ilgili iletişim adres ve numaralarına ulaşabilirsiniz.( www.igneada.com ) Ama ben size bir de Güntur Pansiyon’u önermiş olayım. Sahil Caddesinde, camnin hemen çaprazında, deniz tarafında şirin bir pansiyon. Ev sahipleri, pansiyonun sizin olduğunu hissetirecek kadar konukseverler. Bahar Hanım ve annesinin sohbetine doyamazsınız.

Buna karşılık beldede bir otel ve motel de bulunmaktadır. Kamu tesislerinde konaklayabilmeniz de İğneada’da mümkündür. Eğer ki siz bir kamping arıyorsanız, Mert gölü kıyısında, meşe ormanı içinde ve plaja 100 mt. Mesafede böylesine şirin bir yer sanırız bulamazsınız.

Hemen ormanın bittiği yerde, 40-50 mt genişliğinde kumsal bandına sahip 20 km. uzunlukta eşsiz bir sahil sizi bekliyor olacak. MTA’nın bölgedeki maden arama çalışmalarında, kumsal kumlarında önemli ölçüde altın tozuna rasladığı belgelerle sabittir. Ne varki bu zerrecikleri birleştirip ekonomik kılacak bir teknoloji henüz mümkün değildir. O yüzden altın tozlarına sahip bir plaj, sizce de iyi fikir değil mi?

Karadeniz öğleden sonraları kimi hırçındır. O yüzden güvenli denize girebileceğiniz yerleri yerli halka sorun. Özellikle, Mert gölü kıyısındaki plajı, ve Öğretmenler kampındaki öğleden sonraları bile sakin olan plajı biz şimdilik önermiş olalım. Ama denize girebileceğiniz noktalar o kadar çoğunlukta ki…Karar sizin !

İğneada, orman ve denizin iç içe geçtiği bir belde. Avrupa’nın en önemli 3 Longos Ormanı’ndan ( Subatar Ormanı ) biri İğneada’dadır. Ayrıca bu bölge Ramsar Sözleşmesi kapsamında ( Dünya Sulakalanları Koruma Sözleşmesi ) dünyanın en önemli 100 bölgesinden bir kabul edilmektedir. Bu ekolojik bölge, Longos ormanlarını, onları besleyen sulakalanları, akarsuları ve gölleri kapsayan eşsiz bir coğrafyadır. Mert ve Erikli gölleri bir yürüyüş mesafesi kadar yakındır. Bunun yanı sıra civarda 5 önemli göl daha vardır. Saka, Hamam, Pedina, Sülüklü ve Ramada Gölleri...

Bu yerler günübirlik orman içi yürüyüşler yapabilmeniz için de ideal güzergahlar olabilir. Oltanızı, yürüyüş ayakkabılarınızı ve fotoğraf makinenizi ne yapın yapın, İğneada’ya gelirken getirmeyi ihmal etmeyin. İğneada’nın çıkışındaki Çamlık mevkii piknik yapabilmeniz için idealdir. Denize karşı keyifli bir mangal yapabilirsiniz.

Mutlaka Liman’a gidin ve buradaki balıkçılardan balık alın. Hatta, aldığınız balığı hemen limanın 50-100 mt. Uzağındaki bir seyir tepesine kurulu balık lokantasında istediğiniz gibi pişirtip yiyebilirsiniz de. Balıkçılara sadece bu yerin adını sorun.

“ Şahin Tepesi nerede ? “

Siz balığınızı yerken aşağıda eşsiz körfezi ile İğneada ve gerisindeki Istıranca dağları panaroması size eşlik eder. Bu keyfi kaçırmayın.

Limana gelmişken, limanın gerisindeki küçük koyda denize girebilirsiniz, ya da gelmezden önceki Öğretmenler Kampı mevkiini tercih edebilirsiniz. Arabanız varsa, arabanıza atlayın ve hemen yakındaki, Limanköy’e kırın direksiyonunuzu. Hemen köyün bir başka noktasındaki tarihi Deniz Feneri’ni de görmeyi sakın es geçmeyin. Burayı neredeyse bir asırdır işleten ailenin hikayesi sizi alıp götürecektir. Bu nasıl bir aşk, bu nasıl bir ahde vefadır diye hissetmemeniz imkansız.

Fenerin olduğu burundan Karadenize doğru baktığınızda, solunuzda belli belirsiz bir burun gözünüze çarpacaktır. Orası artık Bulgaristan. Sınıra yakın bir yere gitmek isterseniz, Beğendik köyüne mutlaka gidin. Kimilerine göre M.Kemal ATATÜRK, kimilerine göre İsmet İnönü sınırın birkaç kilometre uzağındaki bu köyü, Bulgaristan’a nazire olsun diye yaptırır. Beğenilecek güzellikte bir köy olmasını ve karşı kıyıdakilerin imrenmesini ister. Öyledir de !Böylesine nezih, temiz, şirin bir köydür burası. Ve, Karadeniz kıyısındaki son köydür. Az ilerde Rezve deresi sınırdır ve sınırın öte yanında kurulu bir Bulgar köyü vardır. Beğendik köyünün, bu sınıra yakın noktasında bir küçük plaj bulunur. Burada denize girmenizi tavsiye ederiz. Çok az kişinin bildiği bir yer olsa da, sorun ve bulun. Diğer yakadaki köyde dolaşan insanları seçebileceğiniz kadar yakındasınız sınıra. Fakat hemen bu noktaya yakın Türk Sınır Muhafızı askerlerimizin uyrılarına da sonuna kadar uymanızı önerelim.

Tekrar, İğneada’ya dönün. Hepi topu sınıra 16 km mesafede İğneada. Gece çay bahçelerinde denize karşı şen muhabbetler vaktin nasıl geçtiğini unutturur size. Salaş bir diskoda eğlenebilirsiniz, ya da çoğu yaz orada bulunan küçük bir panayır salıncağında başka bir eğlence çocuklarınızı davet edebilir. Geri durmayın, siz de davete katılın. Sahilde öbek öbek yanan kamp ateşlerinden birine usulca katılsanız kimse size kim olduğunuzu sormaz.

Yazları spor kulüplerinin kamp merkezi ve kışları da av turizmi için konaklama yeri olma konusunda turizmde yeni açılımlara gebe bir beldedir İğneada. Biraz daha özen göstererek ve ciddi bir organizasyonla bunu da hakkıyla başaracağı apaçıktır.

Ayrılmadan, muhakkak “Ada Balı” alın. Ola ki tadı damağınızda kalan bu seyahat, seneye de sizi aramızda görmeye vesile olur.

 
             
             
 
  Fotoğraflar
             
   
İğneada Yolları
Mert Gölü kıyısındaki plaj
Mert Gölü'nde Balıkçılar
Denize Karşı Çay Bahçeleri
       
İğneada Balıkçı Limanı
Öğretmenler Kampı Plajı
Öğretmenler Kampı Plajında Sabah...
İğneada Feneri ( Fransız Feneri )
       
Limanköy
Beğendik Plajı'ndan Bulgaristan'a Bakış
Yol Üstü Lezzet Duraklarından Biri
Yöresel Lezzetlerden Yalnızca Biri...
 
             
             
 
  Değerlendirme
 
   
  Oylayın Ort. Puan
Tavsiye 8.67
Gezi öyküsü 9.17
Foto 9.00
Ortalama Puan 40.67
Lütfen puanlamayla birlikte kısa bir yorum yazınız.
Gönder
 
         
         
 
  Yorumlar
           
   
Emre Mert
istanbul
Turizmi el yordamıyla yapan küçük yerlerin yaşadığı sıkıntılara rağmen, İğneada özellikle doğasıyla sadece kum ve güneş olmadığının en iyi görülebileceği bir yerdir. İstanbul'a da yakın oluşu ve direk ulaşım imkanıyla, çok iyi bir seçenek bece. 3 defa gittim ve her defasında 10 gün kadar kaldım.Genel anlamıyla da çok keyifli geçti Tavsiye ederim.
Tavsiye: 9   Gezi Notu: 9   Fotoğraf: 9
  27.02.2009 | 17:40  
 
 
Birkan1905
istanbul
Gerçekten İstanbul'a yakınlığıyla çok güzel bir seçenek İğneada. Karadenizin böylesine çekici olabileceğini burada görebilirsiniz.Turizm yeni geliştiği için elde olmayan aksaklıklar var. Bu sebeple tavsiye notumu düşük tutmak durumunda kaldım.Ama deniz ve kumdan çok öte doğa severlerin hele çok seveceği bir yöre İğneada.
Tavsiye: 7   Gezi Notu: 8   Fotoğraf: 9
  21.02.2009 | 17:23  
 
 
Doğukan VAROL
kırklareli
Kırklareli'nin Karadenizdeki incisi... Canım meleketim, güzel İğneadam. Herkes görmeli, cennet gibi bir yerdir.
Tavsiye: 10   Gezi Notu: 10   Fotoğraf: 10
  01.02.2009 | 17:35  
 
 
maştinga
kapaklı kasabası
yöresel lezzet :)çok ta açım ya oldumu şimdi.
Tavsiye: 10   Gezi Notu: 10   Fotoğraf: 10
  17.12.2008 | 18:45  
 
 
arkhe
istanbul
doğa betimlemelerinin bol olduğu yazılar hep böyle güzel olur..
Tavsiye: 8   Gezi Notu: 9   Fotoğraf: 8
  24.10.2008 | 22:32  
 
 
ozguravukat
İstanbul
trakya'yı karış karış biliyorsunuz belli ki. çok güzel bir yazı. bir sefer keşfe gitmiştik buralara...
Tavsiye: 8   Gezi Notu: 9   Fotoğraf: 8
  23.10.2008 | 12:16  
 
 
           
 
 

 
Tamzara Tur
Pusula Doğa Sporları
Marmara Sualtı Merkezi
Gezgin Outdoor
Surf Türkiye
Kayak Türkiye
 
© 2008 SenDeGit
Sitedeki tüm yazı ve fotoğraflar SenDeGit.com’a aittir.
kullanma kılavuzu | üyelik sözleşmesi | gizlilik ilkeleri | yöneticiye mesaj