| |
|
Benim için tatil işte budur. Alıp başını gitmek , yeni yerler, yeni güzellikler keşfetmektir. Bunu yaparken , yeni insanlar, yeni kültürler tanımaktır, olağanüstü akıp giden güzel bir memleket seyretmektir. Sık sık mola verip sohbet etmektir. O ağaçlara, dağlara, tepelerden akan derelere, yeşile, maviye dalıp gitmektir. Sevdiklerine mesaj çekip 'keşke sen de yaşasaydın bu güzellikleri' demektir. Bol Bol oksijeni içine çekmektir. Dağ tepe yürümektir. Huzuru sonsuz yaşamaktır.
Burası mükemmel bir coğrafya; Karadeniz. Bugün de Trabzon’un Çaykara ilçesinde bir yer; Uzungöldeyiz. Trabzon'a 99 km, Çaykara'ya 19 km uzaklıktaki, deniz seviyesinde 1090 m yükseklikteki Uzungöl etrafını çevreleyen muhteşem orman örtüsü ile sanki cennetten bir mekan. Vadinin ortasında bulunan göl, Haldizen deresinin heyelan sonucu çökmesiyle oluşmuştur. Ve Uzungöl ismi verilmiştir. Çevresindeki yerleşimde aynı isimle bilinmektedir.
Yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olan Uzungöl'de trekking, kuş gözlem, botanik amaçlı turların yanısıra, çevredeki dağların arasındaki göllere ve yakınlarda bulunan yaylalara turlar düzenlenmektedir.
Göl etrafını çevreleyen ladin ormanları ile, çekici bir manzaraya sahiptir. Gölün uzunluğu 1000 metre , genişliği 500 metre, derinliği ise 15 metre civarındadır. Gölde bolca alabalık bulunmaktadır. Çevredeki yaylalarda iklim her an değişebilir. Yanınızda mutlaka yağmurluk bulundurmakta fayda vardır.
Uzungöl’ün en önemli gelir kaynağı tabi ki turizmdir. Uzungöl'e gidip de alabalık yemeden olmaz. Mutlaka kiremitte tereyağlı alabalık yemelisiniz. Ama eğer balık tercihiniz değilse o zaman kuru fasulyesi tavsiye edilir ki, İspir'e yakın olması dolayısıyla kuru fasulyesi çok meşhurdur.
Uzungölün çevresinde bulunan yaylalar mutlaka görülmesi gereken yerler arasında. Ancak gidiş yolu biraz heyecanlı olduğu için ; yükseklik korkusu ve böbrek taşı olanlara pek tavsiye etmiyorum. Tehlikeli olduğunu pek düşünmüyorum. Zira bizi oralara götüren amcalar araçları gözleri kapalı kullanacak kıvama gelmişler.
Zorlu ancak bir o kadar da heyecanlı yolculuktan sonra 2200 metre yükseklikteki Gallester ve Nostra yaylalarına ulaşınca sade ve mütevazi yaşamın ne demek olduğunu anlıyoruz. Buralar el değmemiş bakir yaylalar. Oradaki serin havayı görünce (Uzungöl’de hava alabildiğine nemli) Karadeniz insanının yaylalara gidiş nedenini daha iyi anlıyoruz. Al yanaklı çocuklar,teyzeler içimizde hep burada yaşama hissini uyandırıyor. O kadar misafirperver ve sıcakkanlı insanların ikramı olan birazda sevgiyle demlenen çayı mutlaka içmelisiniz. Biraz zaman geçince yaylanın üzerini bulut kaplıyor. Adeta gökyüzünde gibisiniz. O anda bol bol fotoğraf çekmeniz tavsiye edilir.
Dönüş yolunda aynı heyecanı yaşayarak tekrar Uzungöl’e varıyoruz. Uzungöl’ün kenarında bir çay bahçesinde dinlenme molası vererek , yöre halkı ile sohbet edebilirsiniz.Eğer birazda şanslı iseniz, birkaç fıkra gibi olaya bile şahit olabilirsiniz.
Hayalini kurduğum , yer burası işte. Yaşamak için tercih edeceğim yer burası olmalı. Herkese en kısa zamanda Karadeniz’in bu muhteşem güzellikleri ile tanışmasını tavsiye ediyorum . Bir sonraki gezi yazısında görüşmek üzere.
Sevgiler.
|
|